Diller


Basın

Dinle
 WOMEN VOİCES NOW İSTANBUL'DA

"Filmler Kadınlar için İfade Özgürlüğü Sağlamanın En İyi Yolu"

Women's Voices Now'un Küresel Tur'unun İstanbul ayağında gösterilen kısa filmlerin ardından, Ayşe Gül Altınay, Maside Ocak ve Meltem Ahıska namus adına işlenen cinayetler ve Cumartesi Anneleri'ni konuştu.

Çiçek TAHAOĞLU cicek@bianet.org

 İstanbul - BİA Haber Merkezi 28 Eylül 2013, Cumartesi 17:45

Women's Voices Now (WVN, Kadınların Sesleri Şimdi) ve Sabancı Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Forumu’nun "Namusu yeniden tanımlamak ve Türkiye Devleti'nden adalet talebinde bulunmak” konulu konferansı bugün Karaköy Minerva Han’da gerçekleşti.

Ortadoğu’da kadın sorunları hakkında bilinç kazandırmak için çalışan WNV, filmlerin kadınlar için ifade özgürlüğü sağlamanın en iyi yolu olduğunu söyledi. Panel öncesinde 2003’te tecavüz sonucu hamile kalınca ailesi tarafından öldürülen Kadriye Demiral anısına çekilen “Sabah” ve "Cumartesi Anneleri" kısa filmleri gösterildi. Ayrıca WVN'nin "Alınan ve Satılan Kadınlar" başlıklı kısa film festivaline katılım çağrısı yapıldı.

Filmlerin ardından Sabancı Üniversitesi’nden Ayşe Gül Altınay, Boğaziçi Üniversitesi’nden Meltem Ahıska ve Cumartesi İnsanları’ndan Maside Ocak konuştu.

Ocak: Cumartesi oturmaları kadınlar için devrimdi

Maside Ocak, Cumartesi Anneleri/İnsanları’nın 18 yıllık mücadelesini ve oturmaların bazı kadınların ilk defa siyasi mücadeleye katılmasının yolunu açtığını, eşlerinin onları takip ederek bu mücadeleye katıldıklarını anlattı.

“27 Mayıs’ta ilk oturduğumuzda üç talebimiz vardı: gözaltında kayıplar son bulsun, akıbetleri açıklanıp ailelerine teslim edilsin, sorumlular cezalandırılsın.

“Oradaki aileler aynı gelenekten çıkıp orada buluşmuş insanlardı. Devletin ve aşiretlerinin baskısından kurtulup her şeye meydan okuyan bir tavırla meydana çıktılar. Bu kadınlar için büyük bir devrimdi ama kayıplarımızı bulmamız için çok daha büyük bir adımdı.

“Ve insanların ses vermesiyle bir şeyler olabildiğini gördük. Kayıplarımıza ulaşamadık ve sorumluları yargılatamadık ama gözaltında kaybetme saldırısını teşhir edip, bu devlet terörünü uygulanmama noktasına getirmeyi başardık. Onları aramak sadece kayıp yakınlarının değil, hepimizin görevi.”

Ahıska: Herkesin bildiği kamusal bir sır

Meltem Ahıska, gerek namus adına işlenen cinayetlerde gerek gözaltında kayıplar meselelerinde saklanılan ve bulanıklaştırılan gerçeklerin, üretilen klişelerin ihlallerin normalleştirilmesine neden olduğundan bahsetti:

“Cumartesi Anneleri, bize bulanıklaştırılan gerçekliği gösteriyor yaşanmış olanın tanıklığıyla. Gözaltında kayıplar, kamusal bir sır olarak saklanıyor. Herkesin bildiği kamusal bir sır.

“Kadına yönelik şiddet de aynı şekilde. Bu konuda kampanyaların arttığını görüyoruz ama şiddet devam ediyor. Çünkü normalleştirilen, aşina kılınan şeyler var. Belki de farklı sorular sormamız gerekiyor artık.”

Altınay: Klişeler mücadeleyi görünmez kılıyor

Ayşe Gül Altınay, insan hakları ihlalleriyle ilgili klişelerin varolan sorunu ve onun zaman içinde nasıl değiştiğini görmemizi engellediğine değindi.

“Namus adına işlenen cinayetlerle ilgili en büyük klişelerden biri gelenek ve kültür kavramı. Sanki yıllardır değişmeyen tek bir gelenek ve kültür var, kadınları bu öldürüyor.

“Klişeler mücadeleyi ve gelişmeleri görmemize engel oluyor.

“Cinayetlerin arında çok fazla dinamik var. Kadınların itaat etmediği, hayır dediği her şey için maruz kaldığı bir şiddet var.

“Son yıllarda namus adına işlenen cinayetlerde önemli bir düşüş görüyoruz. Ama buna karşı kadınların namus adına değil ama başka şeyler yüzünden öldürüldüklerine şahit oluyoruz.” (ÇT)

* WVN'nin kısa film festivaline başvuru için son tarih 31 Aralık 2013. Ayrıntılı bilgi içintıklayın.

 http://www.bianet.org/bianet/kadin/150258-filmler-kadinlar-icin-ifade-ozgurlugu-saglamanin-en-iyi-yolu

 

 

Kampusta feminist var

  • MÜJGÂN HALİS
  • 22.08.2010

Sabancı Üniversitesi'nde çalışan, okuyan bütün kadınlar el ele verdi ve bir Kadın Araştırmaları Forumu kurdu. Akademisyenler, çalışanlar ve öğrencilerden oluşan Forum'un amacı kadın hakları alanında farkındalık yaratmak

 

Sabancı Üniversitesi'nde çalışan kadınlar, kendilerini kadın haklarına adadı. Üniversite bünyesinde kurulan Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Araştırmaları Forumu'nda akademisyenlerin yanı sıra öğrencilerden idari çalışanlara kadar herkes yer alıyor. Sabancı Üniversitesi tarafından 2007 yılından beri yapılan Mor Sertifika programının birikimiyle oluşturulan Forum'un direktörlüğünü Prof. Dr. Sibel Irzık yürütüyor. Kadın Araştırmaları Forumu; toplumsal cinsiyet ve kadın hakları konusunda çalışma yapan tüm üniversite mensuplarını bir araya getirmeyi, akademik araştırmaları teşvik etmeyi ve desteklemeyi, konuyla ilgili müfredat oluşturmayı, cinsel ayrımcılığa karşı politikalar ve kurumsal yapılar geliştirmeyi, akademik ve akademik olmayan kurumlarla işbirliği gerçekleştirmeyi hedefliyor. Kadın Araştırmaları Forumu'nda yer alan 12 Sabancı Üniversitesi mensubunun altısıyla bir araya geldik ve onlara niyetlerini sorduk.

'Kadın fıtratı' kavramına karşı mücadele ediyoruz
AYŞE YÜKSEL (37): "Mor Sertifika Programı'nın proje koordinatörüyüm. Türkiye'yi dolaşırken, kadın olmak konusunda hiçbir şey bilmediğimi fark ettim. Ve elitist yaklaşımımın farkına vardım. Çünkü burada 'kadın fıtratı' diye bir kavramla karşılaştım ve birçok insanın, kadının doğasından gelen şeylerin doğuştan olduğuna inandığını gördüm. Sabancı Üniversitesi'ne geldikten sonra Mor Sertifika Programı'nda altı ilde lise öğretmenleriyle birlikte toplumsal cinsiyet eşitliği çalışmaları yaptık. Amacımız, kadın ve erkek lise öğretmenleri aracılığıyla toplumsal cinsiyet farkındalığını yaygınlaştırmak. Toplam 1553 öğretmene ulaştık. Ulaştığımız öğretmenler yaşadıkları illerde bu eğitimlerle önemli dönüşümler yaratıyor. Biz Sabancı Üniversitesi'nde bir grup akademisyen, kadın hakları alanında omuz omuza çalışırken, bunu tüm üniversite bileşenleriyle paylaşmak istedik. Ve kadın odaklı çalışan herkesi bir çatı altında birleştirmeye karar verdik."

Kadınlık etnisite dinlemiyor
MARİAM ÖCAL: "Sabancı Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler sorumlusuyum. Ermeni bir kadınım. Farklı bir etnik gruptan gelsem de, Türkiye'de kadın olma hali hiçbir etnik grupta farklılık göstermiyor. Forum'un basın ilişkilerini yürütüyorum, bunun dışında arkadaşlarımla bilgi ve veri paylaşımında bulunuyorum. Projelerde fikir veriyorum. Forum henüz yeni kurulduğu için hedeflerimizi oluşturduk, şimdi o hedeflerle ilgili projeler yapıyoruz."

Daha aktif kadınlarız
DENİZ TARBA CEYLAN (51): "İngiliz Edebiyatı uzmanıyım. Uzun yıllar Tarih Vakfı'nın insan hakları projelerinde çalıştım ve eğitimdeki cinsiyetçiliğin o zaman farkına vardım. Üniversitede değişik disiplinlerde toplumsal cinsiyet alanında çalışan pek çok insan vardı. Bu Forum'un amacı zaten var olan çalışmaları daha görünür kılmak, herkesin paylaşabileceği bir platform oluşturmak ve kanallar açmak. Diğer üniversitelerde de bu türden çalışmalar yapanlar elbette vardır. Ama bizler bu konuda biraz daha aktif olmayı seçmiş kadınlarız. Bizim Forum'umuz tez üreten enstitülerden farklı, çünkü hem idari kadro hem de öğrenciler yer alıyor. Bu anlamda YÖK'ün öngördüğü modeli de aşarak, yeni bir kadın çalışması yapıyoruz."

Namus kavramı üzerine çalıştım
OLCAY ÖZER (25): "Ben Sabancı Üniversitesi'ne Kültürel Çalışmalar'da yüksek lisans yapmak amacıyla geldim. Forum'un kuruluş sürecinde de asistanlık yaptım. Bitirdikten sonra da kaldım. Kişisel olarak bu Forum'un dinamizmine çok inanıyorum. Üniversitede sürekli bilgi üretildiği için kadınlar için çok enerjik bir çatı olacağını düşünüyorum ve tabii ki toplumsal cinsiyet eşitliğinin yaygınlaşması benim için çok önemli. Yüksek lisans tezimi göçmenlerin namus kavramı hakkında yapmıştım ve Almanya'daki göçmenlerle görüşmüştüm. Forum'da yine namus kavramı üzerine ve ayrıca medyadaki toplumsal cinsiyet konusunda çalışabilirim."

İlk defa katılıyorum
ASUMAN AKYÜZ (42): "Sabancı Üniversitesi Bilgi Merkezi direktörüyüm. Benim bu Forum'da yer almak için üç nedenim var: Birincisi akademisyenlerin bilgi ihtiyacının karşılanması, ikincisi öğretim üyelerinin ve çalışanlarının ürettiği bilgilerin yayılmasını sağlamak ve üçüncü olarak da basında çıkmış tüm haberleri toplayıp bir havuz oluşturmak. Ayrıca kadın olarak da bu Forum'da yer alma nedenlerim var. Her şeyden önce, bir kadın olarak daha önce çalıştığım yere erkek aday uygun olmadığı için tali olarak tercih edilmek bile benim bu Forum'da yer almam için etken. Akademisyenlerle el ele bir şeyler yaratmak bizim için çok heyecan verici."

Başka illerdeki heyecanı gördüm
YASEMİN BELKIS DURU (19): "Sabancı Üniversitesi'nde öğrenciyim. Görsel İletişim Tasarımı okumayı düşünüyorum. Okulumuzdaki öğrenciler tarafından kurulan Cins Kulüp aracılığıyla Forum'dan haberdar oldum. Bu yaz Mor Sertifika'da asistanlık yaptım. Şimdiye kadar yapılan şeyleri görmek beni çok heyecanlandırıyor. Okul içinde farkındalık kazandırmayı düşünürken, başka illerde de fark yaratılabildiğini gördüm ve bu benim için çok önemli. Ben 8-13 yaşlarım arasında yurtdışında yaşadım ve Türkiye'nin farkına vardığım sürede, kadın olmanın da farkına vardım. Ve benim tanımladığım dünyadan ne kadar farklı yaşandığını görmemle birlikte, bir şeyler yapmak gerektiğini anladım."

Toplumsal cinsiyet dersleri bile var
Sabancı Üniversitesi'nde toplumsal cinsiyet konulu çok çeşitli çalışmalar yürütülüyor. Üniversitede bugüne kadar toplumsal cinsiyet konusunu işleyen 78 yayın ve 21 tez yayımlandı. Üniversite müfredatında konuyla ilgili toplam yedi ders yer alıyor: Cinsiyet Mitleri: Kadınlar ve Erkekler Üzerine Kültürel Kuramlar; Toplumsal Cinsiyet: Savaş ve Barış; Türkiye'de Toplumsal Cinsiyet ve Cinsellik; Aile, Çocuklar, ve Toplumsal Cinsiyet: Avrupa Sosyal Tarihine Temel Yaklaşımlar; Osmanlı ve Modern Türkiye Tarihinde Toplumsal Cinsiyet Sorunları; Toplumsal Cinsiyet ve Milliyetçilik; Ortadoğu'da Toplumsal Cinsiyet ve Cinsellik. Bu derslerin yanı sıra müfredatta toplumsal cinsiyeti ana akımlaştıran 36 ders var. Sabancı Üniversitesi Cinsel Tacize Karşı Önlem ve İlkeler Bildirgesi ile toplumsal cinsiyet çalışmaları konusunda Türkiye'de bir ilke imza attı. Ayrıca üniversitenin Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları Kulübü faaliyetleri, Toplumsal Duyarlılık Projeleri kapsamında gerçekleştirilen çalışmalar, Ayrımcılık Karşıtlığı Bildirisi, Mor Sertifika Programı ve Eğitim Reformu Girişimi'nin yürüttüğü çalışmalardan da da övgüyle söz ediliyor.